Kalıtsal Hastalıklar Kimden Kaynaklanıyor?

Sponsorlu bağlantılar

Bütün canlıların doğarken getirdikleri mirasları vardır. Nasıl yani dediğinizi duyar gibiyim.

Durun hemen şaşırmayın. Canlının en küçük kalıtım birimi gendir. Genler, DNA denilen ve ataların özelliklerini taşıyan yazı dizilerini taşırlar.

Hani dedelerden ve ninelerden alınan bazı hastalıklar ve huylar vardır ya işte DNA’lar bunları yedi göbek öteye taşırlar.

Böylece ailenin soy ağaçları ortaya çıkar. Bu ağaç ki nesiller boyu süren bir gelenek halinde dallanıp budaklanarak çeşit çeşit genetik bozukluklar veya bazen de güzel güzel huylar ortaya çıkarırlar.

Ağacın dallarını oluşturan gen dizileri işte gün gelir bizi hemofili (kalıtsal kanama) veya renk körü (yeşil ve kırmızıyı ayıramama) gibi kurtulamayacağımız amansız hastalığın pençesine düşürür.

Bu iki hastalık babanın genleriyle geçiş yapan cinsiyete bağlı karakterdir. Bilindiği gibi baba XY anne ise XX kromozomlarına sahip canlılardır.

X üzerinde taşınarak erkek çocuklara aktarılan bu hastalık genlerinin kaynağı aslında annenin X kromozomudur.

Annede bulunan ancak kendini göstermeyen bu hastalık genleri aynı hastalık genlerini taşıyan bir baba geni ile bir araya geldiğinde diğer deyimle taşıyıcı anne ve sağlam baba evlendiğinde erkek çocuklarının bir kısmı hemofili veya renk körü olabilir.

Hemofili kalıtsal kanama olarak bilinse de kanımızdaki trombosit hücre sayısıyla alakalı ve genlere bağlı olan bir hastalıktır.

Herhangi bir yerimiz kanadığında bir süre sonra kanın pıhtılaşmasıyla kan akması duracaktır.

Sponsorlu bağlantılar

Trombositler şekilsiz kan hücreleri olup zedelenen dokuların arasını doldurur ve beraberinde etkili olan çok sayıdaki faktör sayesinde kanamayı durdurur.

Hemofilide ise anneden aldığı gen yüzünden erkek çocuklarda bu faktörlerden biri ya da bir kaçı eksiktir ve kanama süreklidir.

Hemofili hastalığı bulaşıcı değildir. Ancak bu hastalığı taşıyan erkeklerin çocukları risk altındadır.

Renk körlüğü, yine X kromozomu üzerinde bulunan ve anneden geçiş gösteren bir kalıtsal hastalıktır. Bu hastalar yeşil ve kırmızıyı grinin tonlarında görürler. Bu durum tahmin edileceği gibi özellikle sürücüler için tehlike oluşturacaktır.

Peki erkeklerin kelliğine ne demeli?

Eğer annenizin babası kel değilse siz hiç değilsiniz. Korkmayın erkekler kel olmayacaksınız. Alman bilim adamlarının araştırmalarına göre eğer kellik söz konusu ise erkeklerin babadan ziyade annelerinin babasına benzeyeceği ifade edildi. Çünkü kadınlar bu kromozomu hem anneden hem de babadan alıyor. Tabii istisnai durumlar da olabilir.

Peki erkeklerin kulaklarındaki kıllara ne demeli?

İşte bu durumda yine genler devreye giriyor. Bu sefer erkeklerdeki Y kromozomu üzerindeki genler baskın olup kulakları kıllandırabiliyor. Böylece babadan oğula bir miras kalıyor.

Bu kalıtsal hastalıkları önleyebilir miyiz? Elbette ki hayır. Genlerimizde ne yazıldıysa onu yaşar onu çocuklarımıza onu aktarırız. Nasıl ki geleceğimize müdahale edemeyiz öyleyse DNA larımızla ters düşüp hayatı kendimize zehir etmeden bu güzel dünyanın güzelliklerini yaşamayı sürdürmeliyiz bozuk DNA’mıza rağmen!

Sponsorlu bağlantılar

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
alışveriş
Alışverişin Püf Noktaları

Hepimiz alışveriş yapmayı çok severiz hele de biz kadınlar bayılırız. Depresyonda olalım veya olmayalım çarşı pazar dolaşmayı ve bol bol...

Kapat