Türk Kahvesinin İhtişamı

Sponsorlu bağlantılar

Türk kahvesi özünü kahve çekirdeklerinden alan Türklerin gelenek ve göreneklerinde baş tacı bir alışkanlıktır bana göre.

Kendine has tadı ve kokusu ve de pişirilişi vardır. Mutlaka eğer mümkünse kül ateşinde veya mangalda pişirilmesi gerekir. Aksi takdirde yapay bir tat ortaya çıkar. Olsun aslında böylesi de son derece değerli olan bizim kahvemiz ta Arap ellerine kadar tarihte yerini almıştır. Arapların Türk kahvesini pişiriş şekli de bizimkine benzer. Eskiden sultanlara yanında mutlaka lokumla ikram edilirmiş. tarihimizdeki kayıtlarda bu bilgilere rastlanmıştır.

Önceleri Arap yarımadasında kahve tohumlarının kaynatılmasıyla ortaya çıkmış sonrasında köpüklü lezzetiyle artık bütün Avrupa’ya kadar yayılır hale gelmiştir. Bu şekliyle gerçek aromasını ve lezzetini ortaya çıkaran Türk Kahvesi kokusunu bütün dünyaya salmıştır. Avrupa uzun yıllar bu şekilde sunmuştur kahveyi sonraları yerini oralarda güya medeniyetin örneği haline gelen granül kahveye bırakmıştır. Ban göre asla Türk Kahvesinin yerini tutamaz. Çünkü kahve kaynatılmaz. Ben hatırlıyorum da ananem kahveyi ocakta kısık ateşte pişirmeyi öğretti bana ve ablalarıma. Asla yüksek ateşte kaynatmazdık. Eğer öyle yapılırsa köpüğü gider ve kahve acırdı.  Ateşi kısar öyle yapardık. Artık şartlar  biraz daha kolaylaştı ve insanları tembelliğe sürekler hale geldi. Şimdi çok pratik olarak elektrikli cezvelerde 2 dakikada çabucak pişiriliyor. Ancak  elbette ki közdekinin lezzetini vermiyor. Küçük fincanlarda ikram edilerek lezzetinin daha da zirveye çıkması sağlanır.

Sponsorlu bağlantılar

1517 yılında Yemen Valisi Özdemir Paşa, lezzetine bayıldığı kahveyi İstanbul’a getirtti. İlk kez Tahtakale’de açılan ve tüm yurda dağılan bu lezzet artık bütün sohbetlerde baş tacı olmaya başladı. Sonrasında birbir açılan kahvehaneler yerini aldı ve edebiyat sohbetlerinin yanında Türk kahvesi içilmeye başlandı.

Saray mutfaklarında kahve tohumları kavrularak ve dibeklerde dövülerek cezvelerde pişirilerek sunuldu. Tabi ki yanında lokumlarla beraber. Gerek İstanbul’a yolu düşen tüccarlar gerekse seyyahlar sayesinde Ve de Osmanlı elçileri aracılığıyle Türk kahvesinin lezzeti ve ünü Önce Avrupa’ya sonra da tüm dünyayı sardı.

Bugünlerde evlerde  fincanda içiminin yanı sıra gidilen alışveriş merkezlerinde yorgunluğu alırcasına bardakta içilen Türk kahvesi farklı bir içimle yine zirvelerde. Artık devir değişti ve her şey kolaylaştı. Nerede o külde pişirilen kahve nerede o elektrikli cezvede pişirileni. Elbette ki birbirini tutmaz ancak olsun yine de kokusu ve aroması güzel.

Hep kahve kokusunu içinize çekerek güzel sohbetlerle kalmak dileğiyle.

Bir fincan kahvenin 40 yıl hatırı vardır diyerek…

 

 

 



 

 

Sponsorlu bağlantılar

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
sabah-gunesin-dogusu-agac
GÜNAYDIN DİYEBİLMEK HER GÜNEŞTE

Her gün doğan yeni güne ile başlarız yeni bir güne, yeni bir hayata, tertemiz bir sayfaya. O bembeyaz sayfayı nasıl...

Kapat